Hamilelik Belirtileri
Yazan: admin 10 Eylül 2011
Kategori: Anne Bebek
Hamileliğin ilk belirtisi adet gecikmesidir. Fakat her gecikmesi hamile kaldığımız anlamına gelmez. Adet gecikmesine, stres, yaşam tarzımızdaki değişiklikler, diet ve psikolojik gibi etkenlerde sebep olabilir.
Hamile kaldığımızı ne kadar erken öğrenirsek, gebelikle ilgili bakıma başlarız. Bu yüzden adet döneminiz geciktiği zaman hemen gebelik testi yapmalıyız.
Bu testler, kan ve idrarla yapılır ama en sağlıklı test kan testidir. İdrar testinde ise tam olarak adet gecikmesinin 10 gün sonrası tespit edilir.
Bu durumda, aile hekiminize danışıp hareket etmede fayda vardır. Eczaneden alıp kendimiz yaptığımız testler, laboratuardakilere nispeten güvenilirlik oranı düşüktür.
Hamileliğin ilk üç ayında anne adaylarında bazı psikolojik farklılıklar görülebilir. Anne adayı neşeliyken bir anda ağlama krizlerine tutulabilir. Zaman zaman sinirli, zaman zamanda çok sakindir. Anne adayının bünyesi, hamileliğe alıştıkça bu sorunlar azalacaktır. Birçok gebelikte uyku sorunu da yaşanabilir, Bunlar çok normal zira bütün gebe kadınların yaşadığı durumlardır.
Bunun yanı sıra baba adayında da duygu değişiklikleri yaşanabilir. Eşi için endişelenir, yaşamadığı bir durum olduğu için yardım da edemez. Fakat çevrelerinde çocuk sahibi bireyler varsa, şanslıdırlar bu durumun geçici olduğunu onların ağzından duymak biraz rahatlatacaktır, anne ve baba adayını. Yalnız unutulmamalıdır ki en profesyonel yardım konunun uzmanı olan bir hekimden alınabilir.
Bebeğin ilk kıpırdanması 20, haftalarda başlar. Daha önce anne olan bayanlara göre bebeğin kıpırdanmalarını 16. haftada hissettiklerini ifade ederken, ilk bebeğini bekleyen anne adayları 20 haftada kıpırdanma hissettiklerini dile getirirler.

Ne sıklıkta doktor kontrolü gitmeliyiz?
Bu konuda doktorunuzun, size önereceği çizelgeyi takip etmelisiniz. Bazı özel durumların dışında, 32 haftaya kadar, ayda bir kez. 32 ve 36 haftalarda 15 günde bir gidilir. Daha sonraki çizelgeyi doktorumuz çizecektir. Bu kontrollerimizde, önemli tetkikler yapılır. Bebeğin gelişimi takip edilerek, herhangi bir anormallik varsa buna yönelik tedavi uygulanır. Kendi ve bebeğinizin sağlığını riske atmamak için hamilelikte düzenli kontrollerine gitmeyi ihmal etmeyiniz.
Bebeğin cinsiyeti ne zaman öğreniriz?
Esasen bebeğin cinsiyeti döllenme meydana geldiği anda bellidir. Fakat bu cinsiyetin tespiti ancak dış cinsel organlar ültrason ile görülebilecek büyüklüğe ulaştığında mümkün olur. Çoğunlukla 14-16. haftalardan sonra bebek cinsiyetini ultrason ile tecrübeli gözler bebek cinsiyetini saptayabilir.
Artık Doğum Pilatesle Çok Kolay
Yazan: admin 10 Eylül 2011
Kategori: Anne Bebek
Pilates denince akla, Madonnai Julia Roberts ve Ebru Şallı geliyor. Pilatesi Türkiye’ye Ebru Şallı getirdi. Bu uygulma Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelere de girdi. Ankara’da Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı ve Eğitim Hastanesi’ bu uygulamayı normal doğumu teşvik etmek adına hastalarına ücretsiz “gebe pilates” eğitimi verilmeye başlandı.
İstanbul’da bu uygulamayı Türkiye’nin en gelişmiş kadın doğum hastanesi olan, Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Eğitim Araştırma Hastanesi oldu.
Uygulamaya katılan, anne ve baba adayları, 5 haftadan sonra sertifikalarını uzmanlardan alıyor.
Doğumu kolaylaştırdığını belirten uzmanlar, her anne adayına tavsiye ederiz dediler.


. Zeynep Kamil’de doğumu kolaylaştırmak için başlatılan ücretsiz pilates derslerine ilgi büyük, bu uygulama hafta içi her gün 8.00′den 17.00′ye kadar her saat başı yapılan çalışmalara hamile kadınlar eşleriyle katılabiliyor.
Hamile anne adayları, kendilerine ayrılan salonda, minderlerde pilates toplarıyla, pelvis kaslarını güçlendirip, doğru nefes vermeyi ve gevşeme hareketlerini çalışıyorlar. Gebelik okuluna, baba ve anne adayları birlikte geliyorlar.
Doğum Koçu olarak da adlandırılan Özlem Karabulut’ pilatesin faydalarını şöyle anlattı: Bebeğin, anne karnında daha iyi beslenmesini sağlıyor. Anne adayının duruş bozukluklarının ortadan kalkmasını sağlıyor. Sırt, bel ve omuz ağrılarına iyi geliyor. Doğumdaki sancının süresini azaltıyor. Doğumdan sonra tüm kadınların şikayeti olan karın sarkmasını engelliyor. Bu uygulama başladığında, hamile olan ve mezun olan 70 anne adayının, 50′sinin normal doğum yaptığını söyledi.
Doğum koçu Özlem Karabulut, platesle bebeğe çok oksijen gidiyor, bebeğe odaklanmamız daha rahat oluyor. Mutluluk hormonu olarakta bilinen, Endorfin vücutta artıyor.
Anne Sağlığı
Yazan: admin 10 Eylül 2011
Kategori: Anne Bebek
Türkiye’de her gün 1 kadın hayatını kaybediyor. Doğuma bağlı nedenlerden, oluşuyor bu ölümler. 3 ten fazla hamilelikler bebek ölümü üç buçuk katı artıyor.
Birleşik Milletler Nüfus Fonu, Aile Planlaması Hayat Kurtarır, sloganı ile “Doğum aralıkları en az 2 yıl olmalı” diye yola cıktılar.
BM’de yapılan bir araştırmaya göre, aile planlaması tüm dünyanın sorunu. Yapılan araştırmada, dünyada iki yüz milyon kadın, aile planlamasının anlamını bilmedikleri ve buna bağlı olarak, her sene yirmi üç milyon istenmeyen gebelik yaşanıyor. Yirmi iki milyon kürtaj, yüz elli bine yakın gebeliğe bağlı anne ölümü, 1,4 milyon bebek ölümü gerçekleşiyor.
En fazla bebek ve anne ölümleri, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülüyor
Yapılan araştırmada Türkiye’nin durumu pek iyi değil.

Türkiye’de her gün bir kadın doğuma bağlı nedenlerden hayatını kaybediyor.
Doğum sırasında annenin hayatını kaybetmesi durumunda bebeğin ölüm riski de 8 kat artıyor.
BM Nüfus Fonunun vizyonunun, aile planlamasını tüm dünyaya yayıp, çocuk sahibi olma seçimi ve sayısını, anne-babanın birlikte vermesini sağlamak. Ve aile planlamasının yılda 175 bin kadının hayatını kurtaracağı öngörülüyor.
Eğer Hamileliğiniz Kış Mevsimine Denk Geldiyse Şanslısınız.
Yazan: admin 10 Eylül 2011
Kategori: Anne Bebek
Eğer hamileliğiniz kış ayına denk geldiyse şanslısınız. Uzmanlara göre anne adayları başta beslenme olmak üzere birçok konuda daha şanslı.
Bu konuda uzman önerileri:
Anne adaylarının, sağlıklı bir hamilelik yaşayabilmeleri için, iyi ve doğru beslenmeleri gerekir. Kış meyve ve sebzeleri mineral ve vitamin deposudur, bol bol tüketiniz.
Kış mevsiminde, balıkta boldur, kalsiyuma hamile bayanların, normalinden iki kat daha fazla ihtiyacı vardır. Sekizinci haftadan sonra bebeğin kemik ve diş oluşumunda gereklidir.
Kuru baklagiller, yumurta ve et, demir-protein içerdiği içeriri. Bebek bekleyen anneler için önemlidir. Bebeğin, kas, beyin, diş ve kan yapımını sağlar.

Protein ve kalsiyum içeren süt ve süt ürünleri, bebek ve anne sağlığı için gereklidir. Demir eksikliğinde, hamile annede halsizlik, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikâyetler olur. Bebekte gelişiminde bozukluklar, düşük ve ölü doğuma neden olabilir. Hamileler yiyeceklerden tüm vitamin ve mineralleri alsalar bile mutlaka ağızdan demir-kalsiyum almaları gerekmektedir.
Her zaman mevsimine göre tüketmeliyiz, meyve ve sebzeleri. Kış sebzeleri, karnabahar, lahana, ıspanak, turp ve havuç. Meyveler, mandalina, portakal, ayva, nar diye sayabiliriz. Beslenme ile mevsimlerin arasında bağlantı vardır. Gebeler için, büyük şans dediğimiz kış sebze ve meyveleri gerekli mineral ve vitaminleri içersinde taşımalarıdır.
Kızarmış patates, . fast food ürünler bebeğiniz için zararlı olabilir(zehirli bir takım maddeler içerdiği için). Mevsiminde yetişen ve katkısız gıdalar tüketmeliyiz.

Bebek Nasıl Emzirilir
Yazan: admin 10 Eylül 2011
Kategori: Anne Bebek
Emzirirken Dikkat Edilmesi Gerekenler;
• İlk önce bebeğinizin altını temizleyin.
• Emzirmeye başlamadan önce mutlaka ellerinizi sabunla yıkayın. Bu sayede, bebeğinizin mikrop kapmasını büyük ölçüde önlemiş olursunuz.
• Meme başınızı nemli ve temiz bir bezle silin.
• Bebeğinizi emzirmek için rahat bir pozisyon seçin. (Normal doğum yapmış kişiler özellikle dikişleri varsa oturmakta oldukça zorluk çekerler. Yattığınız yerden ya da sırtınıza bir iki yastık koyup ona yaslanarak da bebeğinizi emzirebilirsiniz.)
• Sırtınızı bir yere dayayarak destek alın.
• Bebeğinizin yüzü ve bedeni tam olarak size dönük olmalıdır. Daha çok emzirme = Daha çok uyarı = Daha çok süt
• İlk memeniz boşalıncaya kadar bebeğinizi emzirmeye devam edin. (yaklaşık 15 dakika) Bebeğiniz doymazsa diğer memeye geçebilirsiniz.
• Emzirmeye daima en son emzirilen memeden başlayın. O boşalınca diğerine geçin.
• Memelerden birini daha az emzirirseniz o memedeki süt yapımı azalacak ve durma noktasına gelecektir. (Sütü azalan memeyi bebek bir süre sonra emmek istemeyecektir. Bebek emmeyince de o memede süt yapımı tamamen duracaktır.)
• Her emzirmede ilk gelen sütte daha az yağ bulunur. Bebeğiniz emdikçe sütün yapısı değişerek yağ miktarı artar. Son gelen yağlı süt bebeğinizin doygunluk hissetmesini sağlar. Bu nedenle özellikle gece yatmadan bebeğinizin çok az emerek uyumasına izin vermeyin. Onu gıdıklayarak, yumuşak uyarıcı hareketler yaparak uzun süre emmesini sağlayın. Böylece karnı güzel doyan bebeğiniz uzun süre uyusun. Kısa süre emerek uyumasına izin verirseniz sık sık acıktığı için uyanacak ve sizin uyumanıza izin vermeyecektir.
• Her bebeğin emme süresi farklıdır. Bu süre 5 ila 30 dakika arasında değişebilir. (İlk zamanlar kısa süre emerler. Büyüdükçe çene kasları kuvvetlenir ve daha uzun süre emmeye başlarlar.) Ancak emme süresi bir saati geçerse doktorunuza danışın.

• Göğüs temizliğinde sık sık sabun kullanmaktan kaçınmalısınız. Meme başında çatlaklara sebep olabilir. Başı anneye doğru, gövdesi dışarı dönük olan bir bebek meme başını tam kavrayamaz.
• Bebeğinizin başını kolunuzun iç kısmına yerleştirerek aynı kolunuzla bacak kısmından tutun (İlk zamanlarda bebeğinizi küçük bir yastığın üzerine yatırarak kucağınıza alırsanız emzirirken onu incitmek gibi bir endişeniz olmaz).
• Bebek hiçbir zaman yalnızca başından tutulmamalıdır. Annenin bebeği tutan ön kolu, onun sırtını, eli ise kalçasını destekleyecek şekilde olmalıdır.
• Diğer elinizin iki parmağıyla meme başını sıkıştırarak bebeğinizin dudaklarına değdirin. Hemen ağzını açarak emmeye başlayacaktır.
• Bebeğinizi emzirmeyi, sadece meme başından değil, meme başının çevresindeki koyu renkli kısım da bebeğin ağzına girecek şekilde yapmalısınız.
• Bu şekilde bebeğinizi tutuğunuzda, bebeğinizin çenesi ile memeniz arasında boşluk kalmamalıdır.
• Bebeğiniz memeyi emerken, memenizin burun deliklerini kapatmamasına dikkat etmelisiniz. Memenin üzerindeki parmağınızı hafifçe bastırıp, bebeğinizin rahat nefes almasına imkan hazırlamalısınız.
• Ayrıca bebeği emzirme sırasında uyuyup kalma ihtimalinizi göz önünde tutmalısınız (özellikle geceleri). Bu durumda bebeğin nefessiz kalmasını engellemek için en uygun pozisyonda olmalısınız.
• Emzirme işlemi bittikten sonra, memenizin ucunu sıkıp bir damla süt gelmesini ve bunun meme başına dağılarak kuru- n masını sağlayın. Yani kendi sütünüz ile meme başınızı temizleyin. Yaptığınız bu işlem, çatlamayı önleyerek meme başının yumuşak kalmasını sağlayacaktır.
Doğum Sonrasında Göğüslerin Şişmesi
Yazan: admin 10 Eylül 2011
Kategori: Anne Bebek
Yeterince emzirmeme ya da aşırı tatlı yeme ve çok sıvı alımı sonucu memelerde süt birikimi olabilir. (Her kişinin metabolizması farklı olduğundan süt yapımı miktarı da kişiden kişiye değişir.)
Memeler şişer ve sertleşir. Meme başından süt fışkırır, (sutyeninizin içine temiz bir bez katlayarak koymanız çamaşırlarınızın da sütle ıslanmasını engelleyecektir). Memelerde ağrı ve acı duygusu hissedilir. Memeler üzerindeki damarlar gerginlik yüzünden görünür hale gelir. Bu durumda;
- İstirahat edin,
- Bebeğinizi sık sık emzirin.
- Bebeğiniz memeyi boşaltamıyorsa sütü elle ya da pompayla boşaltın. (Doktorunuza doğum sonu kontrole gittiğinizde bu durumu söyleyin. Gerek görürse meme boşaltılması hastanede otomatik pompa ile yapılır.)
- Memenizin sert ve çok gergin olmasından dolayı meme ucunu bebeğiniz yakalayıp emmede zorluk çekebilir. Emzirme işlemine geçmeden önce memeden biraz süt sağarak meme ucunun yumuşamasını sağlayın. Böylece, bebeğiniz meme ucunu daha kolay kavrayıp rahat bir şekilde emecektir.

- Memeniz bu şekilde yumuşamamışsa sıcak havlu ile kompres yapın. (Göğsünüz üzerine sıcak havluyu koyup biraz bekletin) Sağdığınız süt ile memenize masaj yapın. Meme ucunuzun görünür ve tutulur bir hale geldikten sonra emzirmeye başlayın. Yoksa bebeğiniz meme ucunu yakalamaya çalışırken yorulacak ve yeterince süt ememeyecektir. Hem o aç şekilde uyumuş olacak hem de sizin göğüsleriniz hiç boşalmamış olacaktır.
- Sağılan süt çok fazla ise atmayın. Anne sütü oda sıcaklığında 8 saat, buzdolabında 2 gün bozulmadan kalabilir.
Kadınlarda Doğum Sonrası Depresyon ve Ruhsal Değişiklikler
Yazan: admin 10 Eylül 2011
Kategori: Anne Bebek
Doğum sonrası depresyonu geçiştirilmeyecek derecede önemlidir. Doğum yapan her 100 kadından 15′inin başına gelmesi muhtemel bir olaydır. Vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde hem anne, hem bebek zarar görebilir. Bu hastalığın tedavisi mümkündür.
Yapılan değerlendirmede depresyon tanısı konulmuşsa, vakit geçirmeden tedavi gereklidir. Erken tanı ve tedavi olası olumsuz sonuçları önleyebilir. Psikoterapi oldukça başarılı sonuç vermesine rağmen şiddetli depresyonlarda ilaç tedavisi gerekebilir.
Doğum sonrası depresyonda yeni annelerin çeşitli takıntıları da olabilmektedir. Bu takıntıların çoğu yeni doğan bebeğe karşı şiddet göstermeye ilişkindir. Anneler öfkelerini denetleyemeyeceklerine ve çocuklarına zarar verebileceklerine ilişkin takıntıları ile makas ve bıçak gibi sivri cisimleri tutmaktan bile çekinebilirler.
Çalışmalar, çocukluğunda anne babasından yeterli ilgi ve sevgi görmemiş annelerde depresyonun daha sık görüldüğünü ortaya çıkarmıştır. Ayrıca hamilelikte veya daha önceden depresyon geçirmiş olanlarda depresyon riski daha da yüksektir. Planlanmamış veya istenmeyen gebeliklerde yine riskin arttığı bilinmektedir.
Doğum sonrası depresyon derecesine varmış bu ruhsal dalgalanmalar her zaman anne tarafından fark edilmeyebilir. Bu gibi durumlarda ailenin diğer bireyleri ve özelliklş de kadının eşi, doktora başvurulması gereken durumları iyi bilmelidir.

Duygusal dalgalanmalar, doğum yapan kadınların yarıya yakınında ilk hafta ortaya çıkıp onuncu gün civarında kendiliğinden kaybolur.
Bu dönemde:
• Ruhsal gelgitler (coşku ve kaygı arasında hızlı gelgitler)
• Ağlama krizleri,
• Hüzün, mutsuzluk,
• Kendini yorgun, halsiz hissetme (“enerjisi çekilmiş” gibi hissetme),
• Baş ağrıları,
• Yaşama arzusunu kaybetme,
• Sıkıntı, huzursuzluk, yerinde duramama,
• İştahsızlık ya da aşırı iştah,
• Dikkat dağınıklığı, karar verememe,
• Günlük işleri yapamama, bunlara karşı isteksizlik,
• Kendini değersiz görme,
• Ümitsizlik,
• Uykusuzluk ya da her gün aşırı uyuma görülebilir.
Yapılması Gerekenler;
Bu duygusal dalgalanmaların varlığı, bir problemden çok doğumun bir parçası olarak kabul edilmelidir. Birçok anne, bunun geçici ve normal olduğunu düşünerek bu durumu kolay atlatmaktadır. Bazı yeni anneler ise “iyi bir anne” olamadıklarını düşünüp, aslında “anne olmayı hakketmedikleri” duygusuna kapılabilmektedirler.
Bu dönemde ailenin özellikle de eşin anlayışlı davranması ve annenin güvenini kazanmasına yardımcı olması gerekmektedir. Lohusalık döneminde görülen bu durum, özel bir ilaç tedavisi gerektirmez. Ayrıca annenin yaşadığı bu duygusal dalgalanmalar bebeğiyle ilgilenmesine ya da bebeğin bakımına engel oluşturmaz.
Anneye bu dönemde destek olunmalı, yeterli uyku almasına özen gösterilmelidir. Annenin yaparken.mutlu olacağı ve kendini yormayacağı işleri yapması teşvik edilmelidir (basit ev işleri, çiçek bakımı vs.).
Memenin Yapısı ve Anne Sütünün Oluşumu
Yazan: admin 10 Eylül 2011
Kategori: Anne Bebek
Memenin Yapısı ve Anne Sütünün Oluşumu
Meme dokusu, yağ ile bağ dokusu içerir ve süt yapımını sağlayan kesecik ve kanallardan oluşur.
Süt yapıcı sistem, pek çok hormonal etkene bağlı olarak iki aşamada oluşur. Bu aşamalar kadınlarda ergenlik ve gebelik döneminde gerçekleşir. Gebelik sırasında salgılanan hormonlar sayesinde (östrojen, progesteron, proiaktin) kanallar uzar, dallanır, süt yapan kesecikler büyür. Hamilelikte göğüslerin büyüme nedeni, bu süt yapan dokunun artmasıdır.

Doğumla birlikte süt salgılanmasını engelleyen progesterofl hormonu ortadan kaybolur. Böylece memelerden süt gelmeye başlar. Sütün devamı için prolaktin ve oksitosin hormonlarına ihtiyaç vardır. Bu hormonlar bebek memeyi emdikçe salgılanmaya devam eder. Emmenin durmasına bağlı olarak bu hora monların salgılanması da azalır ve bir süre sonra biter. Böylece genelde emzirme eyleminin durdurulması, süt yapımını da durdurmuş olur.
Anne Sütü ve Emzirme
Yazan: admin 31 Temmuz 2011
Kategori: Anne Bebek
Emzirme son derecede sağlıklı ve doğal bir yöntemdir. Her memeli canlı gibi insanlarda yavrusunu doğumdan hemen sonra emzirmelidir. Emzirmeye, doğum şekli normal veya sezaryen olsun, mümkün olduğunca doğumdan hemen sonra başlanmalıdır.Çünkü saatler süren doğum eylemi sonrası dünyaya gelen bebek yorgundur ve acıkmıştır.
Emzirmenin diğer yararları ise şunlardır:
- Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlama ile annede doğum sonrası kanamalar da azalacaktır.
- Her gebe kadının vücudunda, hamilelik süresinde bebeğini emzirebilmesi için gerekli değişimler olmaktadır. Bu yüzden her anne emzirme yeteneğine sahiptir. Önemli olan bu yeteneğini uygun şekilde kullanabilmektir.
- Loğusalık döneminde sütün bol bir şekilde gelmesi için annenin yapması gereken iki konu vardır: Bebeğini sık sık emzirmek ve bol miktarda sıvı tüketmek..
- Sütün bol ve uzun süreli gelebilmesi için bebek her istedikçe ve de sık sık emzirilmelidir.
- Emzirmede her iki göğüs birden kullanılmalıdır. Daima bir önceki emzirmede kullanılan son göğüsten başlanmalıdır.
- Emzirmede en rahat pozisyon seçilmeli ve bebeğin başı ve gövdesi tam olarak anneye dönük olmalıdır.
- Emzirme meme başından değil, meme başı çevresindeki koyu renkli kısmı kaplayacak şekilde yaptırılmalıdır.
- Göğüs temizliğinde sık sık sabun kullanılmasından kaçınılmalıdır.
- Bebekler doğduklarında hayatlarının ilk 4 gününde kendilerine yetecek kadar vücutlarında yedek su ile birlikte doğarlar. Bu nedenle anne sütü bollaşana kadar dışardan su veya diğer içeceklerin verilmesine gerek yoktur.
- Anne sütü, bebeklerin normal büyümesini ve gelişimini sağlayacak en ideal yapıdadır. Hiçbir yiyecek veya içecek anne sütünün yerini tutmaz.
- Anne sütü hastalıklardan koruyucudur. Anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal ve solunum sistemi hastalıkları çok daha az görülür. Annenin ilk 4-5 günlük sütü olan “Ağız sütü”nün (Kolostrum) bebeğe verilmesi çok önemlidir. Çünkü ağız sütü adeta bebeğin ilk aşısı gibidir.
- Gereksiz yere başlanan ek gıdalar sonucunda bebekler kısa sürede anne sütünü bırakabilirler.
- Anne sütü temizdir ve en uygun sıcaklıktadır.
- Anne sütünü vermek için para harcamaya gerek yoktur, en ekonomiktir.
- Bebek acıktığında anne sütünü hemen verme imkanı olduğundan bebeğin mama beklerkenki gibi ağlaması söz konusu değildir.
- Anne sütü ile beslenen bebeklerde alerjik hastalıklar çok daha az görülür.
- İlk 4 ay içerisinde bebeklere anne sütü dışında su dahil hiçbir ek gıda verilmemelidir.
- Emzirme sırasında anne ile bebek arasında aynı zamanda bir duygusal bağ oluşur ve bu güven bağının, bebeklerin çocukluk dönemlerini dahi olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.
- Bebeklerini emziren kadınlarda ileri yaşlarda göğüs kanseri görülme riski azaldığı tesbit edilmiştir.
Emzirme ve Anne Sütü Neden Önemlidir ?
- Sütün bol ve uzun süreli gelebilmesi için bebek her istedikçe ve de sık sık emzirilmelidir.
- Emzirmede her iki göğüs birden kullanılmalıdır. Daima bir önceki emzirmede kullanılan son göğüsten başlanmalıdır.
- Emzirmede en rahat pozisyon seçilmeli ve bebeğin başı ve gövdesi tam olarak anneye dönük olmalıdır.
- Emzirme meme başından değil, meme başı çevresindeki koyu renkli kısmı kaplayacak şekilde yaptırılmalıdır.
- Göğüs temizliğinde sık sık sabun kullanılmasından kaçınılmalıdır.
- Bebekler doğduklarında hayatlarının ilk 4 gününde kendilerine yetecek kadar vücutlarında yedek su ile birlikte doğarlar. Bu nedenle anne sütü bollaşana kadar dışardan su veya diğer içeceklerin verilmesine gerek yoktur.
- Gereksiz yere başlanan ek gıdalar sonucunda bebekler kısa sürede anne sütünü bırakabilirler.
- İlk 4 ay içerisinde bebeklere anne sütü dışında su dahil hiçbir ek gıda verilmemelidir.
Hamilelikte Sigara
Yazan: admin 30 Temmuz 2011
Kategori: Anne Bebek, Sigara ve Alkol
Sigara ve Bebeğin Kilosu
Hamileyseniz ve sigara içiyorsanız, henüz doğmamış bebeğinize de sigara içiriyorsunuz demektir! Sigara içen annelerin bebekleri, içmeyen annelerin bebeklerine göre daha zayıf doğmaktadır. Eğer, hamilelik sırasında çok sigara içerseniz (bir paketten fazla), bebeğinizin kilosu daha da düşük olacaktır. Daha da kötüsü, nikotin bebeğinizin gelişimi için çok gerekli olan oksijeni yok edecektir. Bebeğin gelişimi tehlikeye girecektir. Sigara içen bir annenin zayıf ama önemli bir sağlık problemi olmayan bir bebek dünyaya getirdiğini düşünelim. Doğumdan sonra, bebek kilo alacaktır ama yedi yaşına geldiğinde, yaşıtlarından çok daha zayıf, daha kısa boylu olacaktır. Zekasının düşük olma ihtimali de çok yüksektir. Okula başladığı zaman, sigara içmeyen annelerin çocukları daha çabuk okuma-yazma söküp daha başarılı olurken, bu zavallı çocuk annesinin sigara içmesi yüzünden her konuda yaşıtlarından daha geri kalacaktır.
Sigara ve Bebek Ölümleri
İstatistiklere göre, sigara içen annelerin düşük yapma ve ölü doğum yapma oranı içmeyenler göre %50 daha fazladır. Ayrıca, sigara içenlerin bebekleri 21/2 oranında aniden ölüm riski taşır. Eğer hamile olmadan önce sigarayı bırakırsanız, tüm bu riskler dört ay içinde yok olacaktır.
Sigara ve Sağlınız
Anne olmak çok zor bir iştir. Çok sorumluluk gerektirir. Her anlamda sağlığınız iyi olması gereklidir. Sigara içen insanlar, içmeyenlerden daha çok hastalanır, hemen hemen hepsinde ciddi sağlık sorunları çıkar ortaya. Dünyada, her yıl akciğer kanserinden ölen sigara tiryakisi kadın sayısı 30.000′dir. Sigarayı hemen bırakırsanız, çocuklarınızla geçireceğiniz yılları arttırmış olacaksınız unutmayın.
Sigara ve Aile Sağlığı
Sigara dumanı, pasif içiciler için de en az aktif içiciler kadar zararlıdır. Bu durum, çocuklar için daha da endişe vericidir. Onların bünyesi daha zayıftır ve henüz gelişme çağında oldukları için, oksijene, temiz havaya olan ihtiyaçları yetişkinlerinden daha fazladır. Lütfen, çocuklarınızın yanında sigara içmeyin. Onları kendi ellerinizle zehirlemeyin.
Sigarayı Bırakarak Kazanacaklarınız
Siz sigarayı bırakınca, bebeğinizin kazanacakları sizin için yeterli değil mi? Onun sağlıklı doğması, sağlıklı büyümesi anne-baba için büyük bir hazinedir. Evinizde sigara tüketimi sona erdikten sonra, çok kısa bir süre içinde hem siz hem de tüm aileniz daha temiz ve sağlıklı bir ortamda yaşamaya başlayacaksınız. Kısa sürede, hiç sigara içmeyenler gibi sağlığınıza kavuşacaksınız.
Sigara bırakmak çok kolay bir değildir, ama asla imkansız değildir. Kendinize bırakmak için bir tarih ve bir yol belirleyin. Aileniz için yapabileceğiniz daha iyi bir şey olamaz.

