Şiirler 2012

Yazan: 08 Ekim 2011  
Kategori: Şiir

Şiirler 2012

Gecem

Beni bu karanlık gecelere uyutursun
Dudağımda nerden geldiğini bilmediğim izlerle
Ayın hüznü yansır gözlerimden sana
Kulaklarımda acı bir nida artık AŞK
Ellerim yüreğimin değdiği yere uzanır
Bir kedi ürkekliğinde koyu siyaha karşı
Aşk/mı aydınlatırsın geceme?

Dokunma, Kırılır Yüreğim Avuçlarında

Yazan: 05 Ekim 2011  
Kategori: Şiir

64583 Dokunma, Kırılır Yüreğim Avuçlarında

Yokluğunu sardım yüreğimin tabakasından, duman oldum, kanadım aşkla
Sancılar sürdüm kırık bedenimin ağrılarına, suskunluklarım buluştu isyanla
Yıldızlar ektim ruhumdaki yaşanmamış baharlara, geceleri konuştum ayla
Koptu sevda sazımın telleri, dağıldım hazanlarla, avutuldum ben masallarla

Sessizce yaşamayı öğretecektin bana. Gülümseyen bir yüz olabilmeyi dilerken yaşama. Ah masmavi bir gök serecektin ruhuma, yemyeşil sükûtlarla donatacaktın seven gönlümü ve yüreğim kadar büyük saadetler sunacaktın atıl hayatıma. Sular beni çekince derinliklerine, o derin kuyuların içinden duyulmayacaktı sesim. Avuçlarımın içine sakladığım kalbimi yaban gülüşlerden kurtararak senli bir hayatı yaşayacaktım sürgit düşlerimde.

Sonra, sabahlar gülümseyecekti günüme. İçimin kışları mağaralarından çıkarak yaşamın düzüne ineceklerdi. Odamın duvarları kireç kokacak, kocaman bir göğün altında senin için, sırf senin için mutlu olmayı deneyecektim. O odalarda gizli anılarla, o odalardaki ölümsüz hatıralarla yaşamayı da öğreneceğim elbet. Huzur koylarına her şafakta kürek çekerek, içimin ışıltılarıyla yağmurlar dileyeceğim göklerden.

Sarkınca günün gölgesi akşama bir ayna olurdum karşında, en sevdalı bakışımda taranman için. Soylu duruşlarının gülümsemeleriyle sen, nerede olursam olayım, beni bulurdun. Dökülürdü saçların sararmış bir güne, daralmış bir yürekle kapanırdım kadın dizlerine. Susmaların kertiklerine uzanırdı ansızın dilin, sular basardı gövdeni, titrerken bedenin. Yaylanırdın coşkuyla, sokulurdun aşk denen tutkuya, kanayan bir sancının içindeki kanlı gül goncası gibi hazin dururdun. Sızlardı dudakların, sen hızla gidip gelen bir trenin kaygan rayları olurdun.

Gecenin utangaç yataklarına hüzün damlardı, gönül kapılarımızın kıldan odalarına ayın şavkı vurunca. Kırık bir türkü olurdu yıldızların ışıltısı, hüznün alaca kentlerine rüzgâr çarpınca. Yokluktu yoksulluğun en hazin ismi, ruhumuzun kınalı kayalarına sevdanın sırtı dayanınca. Emzirirdin yokluğuna dudaklarımı, içimdeki derin öfkeleri sallardın kadın dizlerinde ve uykulara dalınca ben sakin denizlerimin derinliklerinden yeniden sevimin sevda ağlarını çekerdin.

Öfkeli bir tarih saklıdır hep avuçlarımızda. Gönül ordularımızın aşka yürüdüğü o yorgun ovalarda bir kuru ekmeğe katık ararız sofralarımızda. Kılıçlar yorgun bir gürz olur, yaşamak kıyıları talanlanmış ovalarımızda boynu bükük bir gül gibi yârine sokulur. Kapanır kapılar sevdanın mevsimlerine, ovuşturulur avuçlar, bir kumru sokulur yuvasına, kursağında taşıdığı bulamaca sarılırken gagalar.

Talanlanmış bir sofranın tabaklarına güneş vurunca sokulurdu hüznün katmanına sinekler. Doyurulamamış bir artıktı yaşamak, kangren dileklerle sıkılırken özlemle bilekler. Gölgeler geçer gözlerimizden, ruhumuzun çardaklarını istila edince kana doymamış köpekler. Yanar o an gövden, tutuşmuş bir uçurtmanın kuyruğunda gizlenirken gölgen. Susar söz, yangına dolanır köz ve asılırsın o an gerçeğin küreklerine sızarken içten içe öfkeye tutunmuş bir sevdalı göz.

Uzak bir yalnızlık ateşinin etrafındasın. Avuçlarındaki titrek alevleri ruhuma sür haydi. Dilimdeki türkülere ölümsüz nefesini sürerek dola kollarını nakaratlarıma. Her cümlesi sen olan, her sözü aşkını anlatan özlemine bedenini hazırla haydi. Kapat bir şehrin uyanık ışıklarını, yak gecemin terli kandillerini.

Şafağın parmakları değince saçlarına çalardı gerçeğin alarmı. Dağınık bir gecenin ıslak çarşaflarını toplayarak yolcu ederdin hayata sevdiğin adamı. Kocaman bir şehrin tam ortasında kalakalırdın, ruhunu soyardı sevda düşünüşlerin. Sancıların artınca kendine dönerdin. Talan sözlerimin asi güllerini budardı yüreğin, öfkemin tetiklerini kendine çekerek ve haylaz bir düşün badelerini tek başına içerek seven gönlümü yangınlı isyanlarıma atardın.

Sana serpilen güllerle yağdım ülkene, avuçlarımdaki yorgun zaman tozuyla. Ruhlarımız birbiriyle sevişirken, bedenlerimiz suskunun denizlerini arşınlıyordu. Özlemleri aşarak sarılmak vardı gövdene ve dokunmak vardı sevdalı tenine. Savrularak bir zaman rüzgârıyla kapanmak vardı kadın dizlerine. Gün kapattı perdesini sevdaya. Gece açtı kapaklarını arzunun yeline gülüm. Şimdi kollarında bir ömrün yasaklanmış dalgalarıyla ölüme gider gibi salınmak vardı.

Kan karıştırdım küle, kanadı bir tutam kül, somurtkan bir gece olup saklandı çekmeceye. Dudağımı sürdüm güle, gül ağladı, yaman bir ağrının gözyaşı düştü geceye şiir olup çağladı. Şiir sürdüm sonra acıya, avuçlarıma kan damladı, gül sürdüm sancıya, sevdaya bandım dilimi, özlem oldu adın, karıştım hayat bulamacına, karıştırdım küle aşkı, gül gülümsedi, nur sevgisini gönlünde gizledi. Her sarılış yalnızlık damarı gibi, sürgün sürgün yüreğime işledi.

Yüreğimdeki acılara uzattıkça ellerini, kanardı dillerim. Tahriplenmiş bir bedenin etrafında sen en çok sövgülü dudaklarımı arardın. Öpmelere kıyamadığım ve her düşleyişte parsellere bölündüğüm bu yeryüzünde ruhumun iplerini arardın sen, kendini asacak. Her patlamada, her dallarımızı ıslatan yağmurlarda kopardı ansız bir fırtına, kaçardım aşktan, sıkılırdım o an sevdadan ve ben kanlı bir denizin pıhtılaşmayan en asi dalgası olurdum.

Acıkmış bedeninin geceye yol arayan saklılarından sıyırırdın giysilerini, dudaklarındaki tadımlık balları benden gizleyerek gerçeğinin doyumsuz kovanlarına bırakırdın. Ağrılı bir günün yamacı yorardı beni, sensiz düşlerin kollarında ben tüketilmiş dehlizlerin sabahlarını beklerdim. Gün yanardı gövdenin somurulmuş vahalarında, pişkin selamlarla sesimi isterdin, kanardı o zaman aşk, sesini duymaktansa, o an ölmeyi dilerdim.

Ne düşlersem düşleyeyim, ne düşünürsem düşüneyim tavlı bir yalnızlığın güneşi yakardı ovalarımı. Acılarımın pullarından ayrılmış gündönümlerinde öfkemin tepesine çıkarak ceylan sürülerini gözlerdim, içinde bir tek seni düşünmek için. Kanardı yeniden yüreğim, sol yanımdaki o dayanılamaz ağrıya çözümler dilerdim ve aşkın kör savaklarında beni kollarımdan tutan başka sevdaları görmezden gelirdim. Dudaklarımdaki sızı bile yüreğime inerdi, ben imkânsızlığın düş siperlerinde sessiz iniltilerini gönlümün değirmeninde un ufak ederdim.

Selahattin Yetgin

Can Yücel – Özledim Seni

Yazan: 02 Ekim 2011  
Kategori: Şiir

a 136 Can Yücel   Özledim Seni

özledim seni…

ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.

beynimi uyuşturuyor özlemin…

çok sık birlikte olmasak bile

benimle olduğunu bilmenin

… bunca zamandır içimi ısıttığını

yeni yeni anlıyorum

Yokluğun,

Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp

mütemadiyen bir boşluğa

Sabahları seni okşayarak başlamaları

aksamları her isi bir kenara koyup

seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;

oynaşmalarımızı,

yürüyüşlerimizi,

sevimli haşarılığını,

çocuksu küskünlüğünü…

Nasılda serttin başkalarına karşı

beni savunurken;

ve ne kadar yumuşak

bir çift kısık gözle kendini

ellerimin okşayışına bırakırken

Gitmeni asla istemediğim halde

buna mecbur olduğunu görmek

ve sana bunları söylemeden

”git artık” demek

”beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk

kavuşacaksın mutluluğa”

demek sana nede zor

seni görmemek ve belki yıllar sonra

karsılaştığımızda

bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…

yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek….

Zamane sofusu

Yazan: 02 Ekim 2011  
Kategori: Şiir

Sofudur halk içinde,
Tesbih elinden gitmez.
Dili marifet söyler,
Gönlüyse tasdik etmez.

Çok fazladır cüreti,
Manasızdır sohbeti,
Dışında ibadeti,
İçiyse kabul etmez.

Derviştir, sabrı yoktur,
İhlâsa karnı toktur,
Dilinde zikri çoktur,
Asla içi işitmez.

Sarıkla cüppe takar,
Gören sakala bakar,
Onu, şöyle sanırlar:
Zerrece günah etmez.

Dışı derviş, içi boş,
Dili tatlı, sözü hoş,
Ettiğini bir sarhoş,
Sakınır asla etmez.

Görenler sofu sanır,
Salih olarak tanır,
Selam verir, utanır,
Riyasına güç yetmez.

Devesine binemez,
Aşağıya inemez,
Miskinliğe dönemez,
Gönlünden kibir gitmez.

Yunus, bu dertlerini,
Dostuna söyle emi!
Onun çoktur keremi,
Herkes etse, o etmez.

Ver, kurtul

Yazan: 02 Ekim 2011  
Kategori: Şiir

Hak yolundan edeni,
Her ne ise ver kurtul!
Ne beslersin bedeni?
Kabirde çürür gider.

Ölürsün gözünü aç!
Dökülür o sırma saç.
Yılan çıyan gelir aç,
Vücudunu yer gider.

Gerçekleri bulana,
Halis mümin olana,
Beratını alana,
(Müjde sana) der gider.

Kes haramdan elini!
Çek gıybetten dilini!
Ecel büker belini,
Dükkânı örter gider.

Çok olsa da biter yaş,
Ecel gelir, düşer baş,
Taş üstünde kalmaz taş,
Gök dürülür, yer gider.

Besleme uzun emel,
Sağlam olmalı temel,
İhlâslı olan amel,
Hak katına er gider.

Yunus bir gün ölürse,
Hakk’tan yardım gelirse,
İman yoldaş olursa,
Rabbimize yâr gider.

Arzularsın

Yazan: 02 Ekim 2011  
Kategori: Şiir

Canı dosta vermeden,
Cananı arzularsın.
Haçını çıkarmadan,
İmanı arzularsın.

Yolum Kâbe’dir dersin,
Yanlış yola gidersin,
Hem cimrilik edersin,
İhsanı arzularsın.

Kaldın herkesten geri,
İstersin yüksek yeri,
Meleklerden ileri,
Seyranı arzularsın.

Yanlış şeyler yaparken,
Hak yolundan saparken,
Sen nefsine taparken,
Rahman’ı arzularsın.

Küçük çocuk gibisin,
Ağaç ata binersin,
Yokken topun tüfeğin,
Meydanı arzularsın.

Bir inci mercan iken,
Geçmez akçe sanırsın,
Mısır’a sultan iken,
Kenan’ı arzularsın.

Kaygın yok, kederin yok,
Doğru bir rehberin yok,
İlimden haberin yok,
İrfanı arzularsın.

Su topuğa çıkmadan,
Çayı deniz sanırsın,
Dereleri geçmeden,
Ummanı arzularsın.

Aramadan, bulmadan,
Sararmadan, solmadan,
Derdiyle kul olmadan,
Sultanı arzularsın.

Yunus kazanır hemen,
Eyyüb gibi sabreden,
Nasıl hiç sabretmeden,
Dermanı arzularsın?

2012 Sevgi Sözleri

Yazan: 01 Ekim 2011  
Kategori: Şiir

2012 Sevgi Sözleri

Gördüğüm en güzel rüya senin olduğun,
Duyduğum en derin sevgi senin eserin,
Gördüğüm en güzel dünya senin gözlerin,
Ve kurduğum en güzel hayal sensin.

*Gül bahçesinde geçse de ömrüm ,
Senin üstüne gül koklamam gülüm!
Seni koklamak olsa da ölüm ,
İnan uğrunda ölmeye değersin gülüm

*Ne zaman tutsam ellerini,
Gözlerimin önünden mevsimler geçer.
Ne zaman gözlerin gözlerime değse
Samanyolundan bir yıldız düşer…

*Dünya unutursa dönmeyi,
Rüzgar unutursa esmeyi,
Aşıklar unutursa sevmeyi,
Belki o zaman unuturum seni

*Bir an buruk bir acı saplanırsa yüreğine,
gözlerin zamansız takılırsa,
kulakların zamansız deli gibi çınlarsa
bil ki bir yerlerde özlemişsindir

Sevgilerin en güzeli seni sevmek,
Özlemlerin en güzeli seni özlemek,
Ve hayatın tadı sabah kalktığımda,
Senin varolduğunu bilmek…

BİR VATAN İSTEDİM

Yazan: 28 Eylül 2011  
Kategori: Şiir

BİR VATAN İSTEDİM

BİR VATAN İSTEDİM

Bir vatan yaz bana içinde umutlar
Bir vatan yaz bana gönlünde herkes var
Bir vatan yaz bana gölgeleri dar
Bir vatan yaz bana ne sağ ne sol var

Bir vatan çiz bana bayrak toprak var
Bir vatan çiz bana içinde güller var
Bir vatan çiz bana gücünde iman var
Bir vatan çiz bana ağlayan yok gülen var

Bir vatan istedim gök mavi yer yeşil
Bir vatan istedim uğrunda eğil
Bir vatan istedim dertleri çok değil

Gözlerin

Yazan: 28 Eylül 2011  
Kategori: Şiir

Buyrun Kisa Aşk Siirleri – Gözlerin

Gözlerin

Gözlerin

Yağmurlar öperdi yanaklarımdan
Sen yoksun diye
Kimler bırakıp gitti
Martılar bile ağladı arkandan
Seneler okşadı saçlarımdan
Kıskanırdın sigaramı
Hiç düşmezdi diye dudaklarımdan
Saklardın her seferinde
O iki kelimeyi
Belki şımarırım diye ,kulaklarımdan
Sana koşmak istedim
Prangalar tuttu ayaklarımdan
Sen yoksun yine
Elimde bir kadeh şarap
Aklımda son sözlerin
Kadehler değil beni sarhoş eden
Beni sarhoş eden gözlerin…

Sen ve Ben

Yazan: 14 Eylül 2011  
Kategori: Şiir

Sen: Sevgisin yüreğimde taşıdığım
Sen: Gül goncasısın her gün kokladığım
Sen: Yüreğimde yanıveren ateşsin
Sen: Yüzüne bakmaya doyamadığım

Ben: Bütün sevgimi sana vereceğim
Ben: Yollarına gülleri sereceğim
Ben: Yüzünü bir gün bile göremezsem
Ben: Senin için mecnuna döneceğim

Sen: Karlı dağlarımda açmış çiçeksin
Sen: Çiçekli kırlarda ki kelebeksin
Sen: Hiçbir zaman yakalayamadığım
Sen: Eşi bulunmaz kanatsız meleksin

Ben: Olsam senin için bir bal arısı
Ben: Koynuna girsem bir gece yarısı
Ben: Konuversem kalbinin üzerine
Ben: Olsam yüreğinin diğer yarısı.

Sonraki sayfa »

haberler