Mühürlü Köşk Filmi Sinemalarda

Yazan: 16 Ekim 2011  
Kategori: Sinema

İstanbul sokaklarını kana bulayan suç makinesi bir çete tüm kanlı eylemleri nedeniyle polis tarafından aranmaktadırlar. En son oldukça kanlı bir kuyumcu soygunu gerçekleştirirler müşteriler dahil herkesi öldürdükten sonra polis tarafından takip edilirken ormanda kaybolurlar. Deniz kenarında kayaların üstünde bir köşk bulurlar hem polisi atlatmak hemde geceyi geçirmek için köşke sığınırlar havanın kararmasıyla garip olaylar başlar..

1 kadın 1 erkek 2 kötü ruh çete elemanlarının ruhlarını isterler 2 ruh arasında çete elemanları için mücadele başlar.2 şeytani güç arasında kalan çete elemanları için ölüm kalım mücadelesi başlar köşkten birkaç kez kaçmayı deneyen çete elemanları için kaçacak yol yoktur.

Karşılarına ormanda 2 yol çıkar bir yol dik kayalıklarla kaplı deniz kenarı atlaması imkansız dır diğer yolda dönüp dolaşıp köşke çıkmaktadır.ya köşke geri dönüp 2 doğaüstü güçle yaşam mücadelesi verecekler yada kayalıklardan atlayıp parçalanıp öleceklerdir. Onlar için tek kurtuluş vardır ölüm
Film hiçbir Türk filminde görülmemiş bir finalle biter.

Tekno İnsan Çağında İletişim ve Empati Kaybı

Yazan: 13 Ekim 2011  
Kategori: Kitaplar

İletişim ve empati insan olmanın vazgeçilmez parçası…

Gerek sözlü, gerek sözsüz olsun yaşamın devamı için var olması gereken sürecin adı… Varlık alemi; her biri farklı olsa da, hem iç hem de dış dünyasıyla iletişim kurar. Ne yazık ki bu alemde iletişimi en defolu olan varlık insandır.

İnsandır birbirini dışlayan…

İnsandır kalpleri bir testi gibi kıran….

İnsandır pervasız olan…

İnsandır birbirine sağır olan…

Maalesef insandır…

Ferman Salmış

Elit Kültür Yayınları

Hürrem – Moskof Cariye – Osmanlı Hanedanı I. Kitap

Yazan: 13 Ekim 2011  
Kategori: Kitaplar

ÇOK SES GETİRECEK ÇOK SATACAK SERİNİN 1. KİTABI

Haremden saltanata giden tehlikeli yolda yürüyen bir kadın.

Hürrem, tarihi gerçekler ve kimi gerçek karakterler kullanılarak kurgulanan bir roman ve yazarımız Demet Altınyeleklioğlu, kendi hayalgücünün ürettiği müthiş bir Hürrem hikayesi anlatırken, 16. Yüzyılın saray atmosferine, kokusuna, rengine, dokusuna ve duygusal haritasına da yeniden hayat veriyor 16. yüzyılın özellikle ilk yarısına hiç kuşkusuz

Osmanlı Hakanı Kanuni Sultan Süleyman, İngiltere Kralı Sekizinci Henry ve Kutsal Roma Germen İmparatoru Şarlken damgasını vurmuştu. Bu hükümdarların iktidar mücadesi ve savaşları kadar aşkları da tarihin seyrini değiştirdi. Sultan Süleyman ve güzel cariyesi Hürrem, Sekizinci Henry’nin başını kestirerek öldürdüğü iki kraliçesinden biri olan Anne Boleyn ve Şarlken’in Avrupa’yı din savaşlarına sürüklemesinde

başrolü oynayan karısı Isabella…

Birbirini tanımayan bu üç güzel kadının, hemen hemen aynı yıllarda iktidar mücadelesi verdiği üç saray, romanlara, filmlere, TV dizilerine ilham veren büyük aşklara, inanılmaz entrikalara, komplolara, kanlı cinayetlere sahne oldu.

Fakat bu öykülerin hiçbiri; haremle, dünyanın en kudretli hükümdarı

Sultan Süleyman arasındaki tehlikeli yolda yürüyen

Hürrem’in macerası kadar masalsı değildi.

Hürrem – Moskof Cariye – Osmanlı Hanedanı I. Kitap

Demet Altınyeleklioğlu
Artemis Yayınları

İskender

Yazan: 12 Ekim 2011  
Kategori: Kitaplar

Yazar  Elif Şafak Çevirmen  Omca A. Korugan

Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır…

En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe…

Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur?

İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır.

Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın.

Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur.

Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.

En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe…

Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız.

Budur çözülmesi gereken bilmece…

Tanrıların Seks Öyküleri

Yazan: 12 Ekim 2011  
Kategori: Kitaplar

Henüz insanın yaratılmadığı dönemde, Hermaphrodites adında iki yüzlü, iki çift kanadı olan, koskocaman garipp ve kendi kendine yaterli bir yaratık varmış. Tanrılar, bir yaratığın kendi kendine yetmesini bir türlü içlerine sindiremezlermiş. Duydukları öfke, günün birinde, Hermaphrodites’i ikiye ayırmalarına, bir başka anlatımla, birbirlerini tamamlayan iki parçaya bölmelerine yol açmış. Seks sözcüğü de bu ayırmayı anlatıyor. Latince bölme, ayırma anlamına gelen secare sözcüğünden türetilmiş.. O gün bugündür bölünen, birbirinden ayrılan bedenler birbirini tamamlamak için biraraya geleduruyor, birleştiriyor. İkisi birbirinden ayrımlı oldukları için, bir araya gelip birleşince bir biyolojik tamamlama gerçekleşiyor herşeyden önce. Seks sözcüğünü cinsellik sözcüğüyle karşılıyoruz Türkçede.Ve işte iki bedenin birbirini tamamlamaları o gün bugündür sürüyor. Antik dönemde, Rönesans ve sonrasında, Yirminci yüzyılda ve de bugün, –yeni e-iletişim ya da internet döneminde cinsellikle sanat ilişkisini örnekleyen elimizdeki kitaplar dizisi ortaya çıktı.

Seksin Yeniden Doğuşu

Yazan: 12 Ekim 2011  
Kategori: Kitaplar

Henüz insanın yaratılmadığı dönemde, Hermaphrodites adında iki yüzlü, iki çift kanadı olan, koskocaman garipp ve kendi kendine yaterli bir yaratık varmış. Tanrılar, bir yaratığın kendi kendine yetmesini bir türlü içlerine sindiremezlermiş. Duydukları öfke, günün birinde, Hermaphrodites’i ikiye ayırmalarına, bir başka anlatımla, birbirlerini tamamlayan iki parçaya bölmelerine yol açmış. Seks sözcüğü de bu ayırmayı anlatıyor. Latince bölme, ayırma anlamına gelen secare sözcüğünden türetilmiş.. O gün bugündür bölünen, birbirinden ayrılan bedenler birbirini tamamlamak için biraraya geleduruyor, birleştiriyor. İkisi birbirinden ayrımlı oldukları için, bir araya gelip birleşince bir biyolojik tamamlama gerçekleşiyor herşeyden önce. Seks sözcüğünü cinsellik sözcüğüyle karşılıyoruz Türkçede.Ve işte iki bedenin birbirini tamamlamaları o gün bugündür sürüyor. Antik dönemde, Rönesans ve sonrasında, Yirminci yüzyılda ve de bugün, –yeni e-iletişim ya da internet döneminde cinsellikle sanat ilişkisini örnekleyen elimizdeki kitaplar dizisi ortaya çıktı.

Önder Şenyapılı

Yasaklı Cinsellik

Yazan: 12 Ekim 2011  
Kategori: Kitaplar

Henüz insanın yaratılmadığı dönemde, Hermaphrodites adında iki yüzü,, iki çift kanadı olan, koskocaman garip ve kendi kendine yeterli bir yaratık varmış. Tanrılar, bir yaratığın kendi kendine yetmesini bir türlü içlerine sindiremezlermiş. Duydukları öfke, günün birinde, Hermaphrodites’i ikiye ayırmalarına, bir başka anlatımla, birbirini tamamlayan iki parçaya bölmelerine yol açmış. Böylece, bugün birine kadın, birine erkek dediğimiz iki ayrı beden ortaya çıkmış. Seks sözcüğü de bu ayırmayı anlatıyor. Latince, bölme, ayırma anlamına gelen secare sözcüğünden türetilmiş.. O gün bugündür bölünen, birbirinden ayrılan bedenler birbirlerini tamamlamak için bir araya geleduruyor, birleşiyorlar. İkisi birbirinden ayımlı oldukları için, bir araya gelip birleşince bir biyolojik tamamlama gerçekleşiyor her şeyden önce. Seks sözcüğünü cinsellik sözcüğüyle karşılıyoruz Türkçede. Ve işte iki bedenin birbirini tamamlamaları o gün bugündür sürüyor. Bu tamamlama işlemi insanın soyunu devam ettirebilmesini sağlıyor. Öncelikle bu yanıyla çok önemli. Üstelik doğal. Önemi ve doğallığı dolayısıyla olsa gerek bin yıllardır ilgi göregelmiş cinsellik. Hep ön plana çıkmış. Bireysel, toplumsal ve toplumlararası yaşamı/ilişkileri etkilemiş. Elbette sanatçıları ve sanatı da.

Muhteşem Seks

Yazan: 12 Ekim 2011  
Kategori: Kitaplar

Seks hayatınızı alevlendirin!

Herkes cinsel hayatının daha ateşli olmasını ister. Ancak o ateşi nasıl tutuşturacağını bilemez.

İşleri yoluna koyabilirsiniz. ‘Muhteşem Seks’ cinsel hayatınızı yıllardır ulaşmaya çalıştığınız doruğa taşıyacak cinsel bilgiler ve erotik tipuçları veriyor.

Sari Locker size,

En tatmin edici anları gösteren fotoğraflar, Cinsel hayatınızı canlandıracak şehvetli öneriler,

En iyi seks oyuncakları, trendleri ve alternatif seks üzerine yepyeni bilgiler,

Başka hiçbir yerde bulamayacağınız seks teknikleri üzerine bir rehber sunuyor.

En heyecanlı seks pozisyonları nelerdir?

Seks teknikleri konusunda nasıl uzman olunur?

En iyi orgazmı yaşamak için 10 adım.

Yaratıcı çeşitleriyle oral seks.

Tantracı seks ile partnerinizle bütünleşmenin yolları

Fanteziler, sadist-mazoşist ilişkiler, telefonda seks, sanal seks, seks oyuncakları, egzotik yerlerde seks…

Çeşitli öpüşme teknikleri, masaj ve sevgilinizi baştan çıkartacak giysiler. Doğum kontrol, frengi, AIDS hakkında bilgiler ve güvenli seks önerileri.

Ereksiyon problemleri, cinsel isteksizlik ve seks terapileri.

‘Sari Locker bizim en gözde, en umut verici seks yazarımız.’

-Playboy Dergisi-

(Tanıtım Bülteninden)

Sari Locker
Okuyanus Yayınları;

G Noktası

Yazan: 12 Ekim 2011  
Kategori: Kitaplar

G Noktası

Alice Kahn Ladas

Cinsel fonksiyon bilimi ile cinsel tatmin araştırmalarını birleştiren, New York Times’ın çığır açan Bestseller’ı.

G noktası, 1881 yılında Almanya’da doğan Grafenberg’in tıp literatürüne en büyük armağanıdır. G noktası denen bu bölgeyi Grafenberg bulmuş ama adını kendisi değil, 1982 yılında bu kitabın yazarlarından olan Alice Kahn Ladas koymuştur. G noktası kadının en çabuk ve kolay uyarılan bölgesi olarak kabul edilmektedir. G noktası “g point” olarak da isimlendirilmektedir ve vajinal orgazm için uyarılması gerektiği inancı vardır.

Bu kitap G Noktası yani Grafenberg Noktası’nın var oluşunu ve konumunu bilimsel olarak kanıtlayan ilk eser ve çoğu zaman yanlış anlaşılan dişi erojen bölgeyle ilgili hala en iyi bilgi kaynağıdır. Tamamen yenilenmiş resimleri gerçekleri tanımlayıp, cinsel potansiyelinizi dramatik bir şekilde genişletecek pratik rehberlik sağlıyor. Bu devrimci kitap, kendiniz ve partneriniz için cinsel zevkler konusunda yeni bir dünyaya kapı açacak.

Günümüzde hemen hemen herkes G noktasını duymuştur, fakat çok azı G noktasının ne olduğunu, nerede olduğunu ve hatta olup olmadığını biliyor. Topluma G noktasını sunan ilk kitap bu kitaptır ve günümüzde eşi benzeri olmayan bilgi kaynağı olmaya devam ediyor.

P Enis Roman

Yazan: 12 Ekim 2011  
Kategori: Kitaplar

Gelmiş geçmiş en büyük roman kahramanı

Üstelik yalnızca 32,6 santim boyunda…

Onu tanıyorsunuz aslında… Hepimizin hayatında yeri var.
Ama hiçbiriniz şimdiye kadar böylesini görmedi…

Gücün ve iktidann sembolü oldu. Kadınlardan ilgi, erkeklerden
saygı gördü. Boy mu işlev mi polemiklerinin göz nuru…
Önemini hiçbir zaman yitirmedi…

Yazarın hayatını da o yönlendirdi. Ciddiye alındı, dalga geçildi.
Saklandı, gururla gösterildi.

En unutulmaz deneyimler onunla yaşandı.

En büyük girdaplara onunla girildi.

Terbiye edileni aşkı doğurdu,, en İlkeli seks fetişi oldu.

P olmasaydı böyle bir roman yazılamayacaktı.

Bu yüzden başrol de ona sunuldu.
(Arka Kapak)

P’enis Batur mu?, Sabah Gazetesi, 22 Mart 2007

Edebiyat çevreleri, normalden büyük penise sahip bir adamın hayatını anlatan “P’ENİS” isimli romanı, ünlü eleştirmen ve yazar Enis Batur’un yazdığını iddia etti.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan “P’enis” isimli romanın yazarının ünlü yazar ve eleştirmen Enis Batur olduğu öne sürüldü. Penisinin boyu 32.5 santimetre olan bir adamın başından geçenlerin anlatıldığı romanın kapağında çok büyük bir “P” harfi bulunuyor. Bu harfin hemen altında ise “ENİS ROMAN” yazıyor. Harfler birleşik söylendiğinde ise kitabın ismi “Penis Roman” olarak okunuyor. Ama edebiyat çevresi büyük P hariç tutulduğunda okunan “Enis Roman” kelimelerinin “Enis Batur” a gönderme yapmak için özellikle seçildiği fikrinde birleşiyor.

Röportajı çıkmıştı

Edebiyat çevreleri de, kitabın Enis Batur’a ait olduğu iddialarıyla çalkalanıyor. Yıllardır sayısız kitabı çıkan Batur’un, bir türlü en çok satanlar listesine girmemesine içerleyip, çevresindekilere, “Bir gün öyle bir popüler kültür romanı yazacağım ki, yer yerinden oynayacak” dediği öne sürülüyor. Bu sözler, kitabın yazarının Batur olduğu savına kanıt olarak gösteriliyor. Tartışılan kitap çıktıktan sonra, yazarı isim vermeden bir gazeteciye verdiği röportajda, kitapta yaşananların normalden iri penise sahip olan bir kişinin hayatı olduğu izlenimi verilmişti.

Röportajda, kitabın yazarı adının Enis olduğunu da öne sürmüş, penisinin iriliği nedeniyle hayatının zorlaştığını anlatmıştı. Yazar, “Bu kitap tamamen kurgu mu, yoksa otobiyografik yanları da var mı?” sorusunu ise şöyle yanıtlamıştı: “Otobiyografik yanları var. İyi bir esin kaynağım vardı diyelim, bana çok ‘büyük’ bir ilham verdi…” Kara mizah olarak nitelenen “P’enis Roman”, Okuyan Us yayınlarından çıktı.

Enis Batur: Şerefsiz saldırı , Radikal Gazetesi, 23 Mart 2007

‘P’enis Roman adlı kitabın Enis Batur tarafından yazıldığı haberi yazarı kızdırdı. Batur, ‘Şerefsiz bir saldırının kurbanı haline getiriliyorum’ diye açıklama yaptı.

Normalden büyük penise sahip bir adamın hayatını konu alan ‘P’enis Roman’ adlı kitabı Enis Batur’un yazdığı iddiası Batur’u kızdırdı. Okuyan Us tarafından yayımlanan ve yazarı belli olmayan kitabın kapağında ‘P’ harfinin bulunması ve altında yazarın adıymış gibi ‘Enis Roman’ yazması dedikodulara neden olmuştu.
İlk çıktığı günden beri herkesin ilgisini çeken kitabın esrarengiz yazarıyla Ayşe Arman bir röportaj bile yapmıştı. Dün Sabah gazetesinde ‘edebiyat çevreleri’ne referansla kitabın yazarının Enis Batur olduğuna dair bir haber yer aldı. Habere göre Enis Batur “Bir gün öyle bir popüler kültür romanı yazacağım ki yer yerinden oynayacak” demiş ve bu kitabı yazmış. Dün Enis Batur, kitaba, yayıncısına ve gazeteye yönelik sert bir açıklama yaparak habere cevap verdi:

‘Basın Konseyi ne diyecek?’

“37 yıllık yazı hayatımda pek çok olayla karşılaştım, ilk kez şerefsiz bir saldırının kurbanı haline getiriliyorum. Günlük bir gazete, basın ilkelerinin hiçbirine sığdırılmayacak bir sorumsuzluk anlayışıyla, tek bir dayanak olmaksızın, bütünüyle asılsız ve seviyesiz dedikodulardan hareket ederek, takma isimle yayımlanmış, benim gözümde paçavra kadar değeri olmayacak bir kitabın yazarı olduğumu ilan ediyor.
Kitabın yayıncısı Cem Mumcu, aynı zamanda Hipokrat yemini etmiş bir hekim. Ortaya çıkıp söz konusu kitapla ilgili gerekli açıklamaları yapmadığı takdirde, bu haysiyetsizliği alnında bir dövme olarak taşıması gerekeceğine inanıyorum.
Haberi yayımlayan gazetenin yayın ahlakı açısından özür dileyecek olgunlukta bir davranış göstereceğini umacak kadar safdil olduğum sanılsın istemem. Buna karşılık, böylesine çirkin bir tecavüz konusunda Basın Konseyinden bir açıklama bekliyorum. Türkiye’nin, yazarlarını bu kadar kolay karalayabilmesinin nelere mal olduğunu görüyor muyuz ?
Kendi payıma, yaşanan rezillikle ilgili Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Kuruluşu, Türkiye Yayıncılar Birliği, Edebiyatçılar Derneği gibi kuruluşların olay karşısındaki tutumlarını merakla bekleyeceğim. Beklerken, kendi gazetemdeki köşem dahil, bütün Basın organlarından uzak durmayı tercih edeceğimi ifade etmek isterim. Bu çerçevede, hiç değilse saygın yayın organlarının, söz konusu saldırıyı konu edinmeyerek daha fazla kirliliğe yol açmamalarını da dilerim.
Böyle bir kültür ortamında yaşıyor olmaktan utanç duyuyorum.”

Mumcu’dan açıklama:

Açıklama hakkında görüşünü aldığımız Cem Mumcu ise şunları söyledi: “Enis Batur çok saygı duyduğum, çok değerli ve aynı zamanda çok dostum olan bir kişidir. Yayıncı olarak yazarın o olmadığını ifade edeyim ama şunu da söylemeliyim. Penis denilen organın ismi ‘penis’ yerine ‘pokan’ olsaydı, bu kitabın adı ‘P Okan Roman’ olurdu. Çünkü bu sözcüğün içindeki harflerde bu var. Bu sefer de bir başka dostum olan Okan Bayülgen mi alınganlık gösterecekti.”

Cem Mumcu’dan Kamuoyuna Duyuru

Son günlerde gündemi meşgul eden, edebiyatla ve adı geçen kitabın içeriğiyle hiç ilgisi olmayan bir tartışmayı bireysel bir zemine çekerek şahsıma gereksiz, anlamsız ve dayanaksız bir suçlama ve saldırıda bulunan sayın Enis Batur’a -polemiği sürdürmemek adına- özel olarak yazdığım maile kendisinden yanıt alamamış bulunmaktayım. Muhatabının yanıt vermediği aşağıdaki mektubu bilginize sunuyorum.

Saygılarımla
26.03.2007 / 11:00

Cem Mumcu

“Enis Selam,

Basına gönderdiğin yazı için beni gazetelerden aradıklarında Sabah Gazetesi’nden birinin yazdığı -malumun olan- saçma yazıyı henüz okumamıştım. Doğrusu -edebiyat tarihinde binlercesi olan- takma isim kullanan bir yazarın kitabını yayınlarken de başıma bunların geleceğini, senin gibi birinden böylesine hakaret dolu sözler duyacağımı da bilmiyordum. Kitabı her anlamda yayınlanmaya layık bulduğum için yayınladım. Okuduğunu sanmıyorum ama kendi meselesini, gender identity problematiğini çok iyi ortaya koyan bir kitap olduğunu düşünüyorum. İsmi de içeriğine çok uygun konmuştu. Yazarın da seninle veya başka bir Enis’le ilgisi yoktu. Oradaki Enis, sadece sözcüğün içerdiği oyuna katılma potansiyeli taşıyordu.

Sürecin neresinde haysiyetimi zedeleyecek bir şey yaptım hala da biliyor değilim. Kitabın yazarının sen olduğuna dair bir söylenti yaydığımı falan mı düşündün? Bilmiyorum. Ben senden böyle bir şey beklemezdim. Yine de gazetedeki o “şey”in yalanlanmasını benim yapmamı isteseydin hemen yapardım. Olasılıkla zamansal olarak senin yazından önce haberim olsaydı sen istemeden böyle bir şeyi yapardım da.

Şimdi ne oldu? Bir dost ve ağabey olarak gördüğüm, sağduyusuna inandığım biri ne yaptı? Benim haysiyetime, Hipokrat yeminime kadar götürdü meseleyi. Yazarlar Derneği, Yayıncılar Derneği vs gibi birtakım kurumlar benden yazarın (sen olmadığını açıkladık zaten) ismini açıklamamı istiyorlar. Bunu nasıl isteyebilirler, hiç düşünmüyorlar. Tamamen bir sağduyu ve şuur kaybı var sanki.

En önemlisi telefonlarım susmuyor. İstedikleri sana yanıt vermem. Polemiği kızıştırabileceğimi, bir meteor gibi konuşma ve yazma potansiyelim olduğunu biliyorlar. Ben susuyorum ama senden sakinleşip -yine basına gönderdiğin bir yazıyla- benden özür dilemeni bekleyerek yapıyorum bunu. Ya da olup bitenin benimle ilgisini hangi bağlamda kurduğunu, düşünce sürecinin nasıl böyle akabildiğini duymak istiyorum.

Acele cevabını bekliyorum.

« Önceki sayfaSonraki sayfa »

haberler